22 Şubat 2011 Salı

Ahmedinejad, sade, gösterişsiz bir yaşamı tercih ediyor

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, göreve geldiğinden bugüne sade, gösterişsiz, ciddi yaşamı ve dış güçlerin tehditlerine karşı ülkesinin onurunu koruma konusunda gösterdiği titizlikle dikkat çekti. Ahmedinejad’tan İran halkının beklentisi dürüst yönetim, gelir dağılımında adalet, işsizlik ve ülke çıkarlarının titizlikle korunması! İşte bu konuda Ahmedinejad geldiğinden buyana ciddi çalışma içinde. Her yıl 1 milyon 200 bin kişiye iş alanına giriyor. İki yıl içinde bunların önemli bir kısmına iş verildi. 17 ilde de işsizlik oranı azaldı. İlk olarak yolsuzluklarla mücadeleyi titizlikle sürdürme kararı aldı. Bu konuda taviz vermiyor. İkincisi devlet yönetimini şeffaflaştırma ve işlerin kolaylaştırılmasına çalışıyor. Gösteriş ve lükse karşı savaş açtı ve pahalı makam arabalarını sattırdı. Her ay bakanlar kurulu toplantılarını bir eyalet merkezinde yapıyor. Buraları geziyor ve sorunları yerinde tespit ediyor. Halkla görüşüyor ve onları sabırla dinliyor. Sorunların çözümü için yöneticilere talimatlar veriyor. Yapılacak işleri yakinen takip ediyor. Ahmedinejad bugüne kadar 30 il merkezi ile 336 ilçeyi ziyaret etti. Bu ziyaretler sırasında, 124 büyük rafineri, petrokimya tesisatı ve üretim merkezi, 215 sanayi sitesi, 14 bin 528 birimlik kooperatif teşekkülünün kurulması kararı alındı. Buna ilaveten 128 şehir ve 4829 köye doğal gaz şebekesi ulaştırıldı.
Ahmedinejad yönetim ilkesini ise şu satırlarla açıklamıştı: “Şatafata düşkünlük, halktan kopuk yaşama, eşrafi eğilimler, bencillikler, güç ve otoriteye düşkünlük gibi noksanlıklar, ülkenin yönetim biçimindeki değişken ve gelişken yönelişin zaafa uğratılmasından kaynaklanıyor. İranlı gençlerin çoğu iş bilip, yeteneklerini geliştirmek, izzetli ve şerefli bir hayat sürdürebilmek için naçiz bir mali kaynak bulmaya çalışırken, nasıl olur da bir devlet yöneticisi, kamu malını kullanarak 150 milyon Tümen (Yaklaşık 200 bin dolar) odasının dekorasyonuna tahsis edebiliyor? Şüphesiz bu olay, ülke yöneticilerinin inkılapçı ve değişken bakış açısından uzaklaştıklarını temsil ediyor. Şatafata düşkünlük, halktan kopukluk, eşrafiyet hayatı ve huyunu sürdürme, bencillik, güç ve iktidara düşkünlük, makam ve mevkiperestlik inkılâpçı ve değişken bakış açısıyla tersleşmekte, değişkenlik ve gelişkenlik bakış açısını millet nezdinde zayıflatır. Birçok kimse fırsat bulurlarsa, büyük bir tağuta dönüşebilir. İnkılâpçı müdür güç ve yetkisini fiyatı yüksek masa ve koltuk, birkaç sekreter, süslü ve dekorlu odalardan elde edemez. Acaba Emir’ül Mü’minin Hz. İmam Ali’yle –s- İslam İnkılâbı rehberinin iktidar ve izzeti, eşrafi elbise, kılık kıyafeti veya saray hayatından mı kaynaklanıyor. Bir kimse görünüşüne 120 bin Tümen (150 dolarla) çekidüzen verebilir. Fakat millet açısından değerli olan şey başka bir şeydir. Temiz, düzenli, sade bir kılıf kıyafet ve sade hayat yaşama İslami değer ve vecibelerdendir. Halkın önemsedikleri şeyse, yüksek ruhi güç, Allah’a tevekkül, inkılâpçı değerlere bağlılık ve bu değerleri yaşatmaktır.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

muzafferbadem@hotmail.com